Home
Görkem Çetin
Malatya Pazarı, Linux sorumlusu arıyor
Monday, 15 December 2008
Malatya Pazarı'nı bilmeyen yoktur sanırım. Firma, pek çok kritik teknolojik bileşenini Linux'a taşımış durumda. Firma, kendi Linux sunucuları üzerinden yaklaşık 50 ubuntu terminalle Google Apps, OpenERP gibi yazılımlar sayesinde çalışanlarına hizmet veriyor. Bunun yanında açık kaynak kodlu Magento e-ticaret uygulaması ile internet üzerinden ürün satışı da yapıyor.

Firma, bu altyapısını desteklemek amacıyla tam zamanlı istihdam edilecek bir personel arıyor. İlgililer CV'lerini e-posta ile besim.corapcioglu @ malatyapazari.com.tr adresine iletebilir.

 
Turkcell açıldı, saçıldı
Monday, 15 December 2008
Turkcell, yazılımlarını ya kendi içinde üreten, ya da yurtdışından hazır satın alan bir firma olarak bilinir. İlk defa Turkcell Teknoloji grubu içinde yapılan bir çalışma ile, Isola adında arayüz tasarlamak için kullanılan bir yazılım, GNU GPL lisansı ile yayınladı. Sitede, bir özgür yazılım projesinden beklenen hemen her türlü bağlantı (örn. ekran görüntüleri, indirme adresleri, gerekli belgeler, ürün özellikleri ve lisanslama bilgisi) mevcut. Projede Atlassian firmasının Jira ürünü kullanılmış, bu sayede dışarıdan gelebilecek hata bildirimlerinin kolayca izlenmesi sağlanmış.

Bu açılımla ilgili olarak Turkcell'i kutluyor, çalışmalarının devamını beklerken bu durumun diğer firmalara da örnek olmasını diliyoruz.

 
RSS besleme ayarlarınızla "oynayın"
Sunday, 30 November 2008
Bir kaç farklı uygulamayı deneyip, sonunda düzgün bir RSS beslemesini Joomla altında çalıştırmaya başarınca, bana da bu haberi sayfadan duyurmak düştü.

Bu adrese tıklayarak en çok kullandığınız haber okuyucunuzla web sayfamdaki tüm gelişmeleri okuyabilirsiniz.

 
Off to Bangkok in March
Friday, 28 November 2008
Just received the acceptance letter of my paper "Trusted Computing: Advantages, Issues, Limitations and an Application Scenario", to be presented in International Conference on Future Networks 2009 to be held in Bangkok, Thailand:

"The review process for 2009 International Conference on Future Networks (ICFN 2009) has been completed. The conference received more than 350 submissions from Email and Electronic Submission System, which were reviewed by international experts, and 111 papers have been selected for presentation. Based on the recommendations of the reviewers and the Technical Program Committee, we are pleased to inform you that your paper identified above has been accepted for oral presentation. You are cordially invited to present the paper orally at ICFN 2009 to be held on 7 - 9, March 2009, Bangkok, Thailand"

 
Krizin Ar-Ge yatırımlarına etkileri
Tuesday, 25 November 2008
Bir önceki yazımda krizin açık kaynak kodlu yazılımların kullanımına etkilerini yazmış, konuyu kısa tutmuştum. Erkan ve Bora Facebook üzerinden, daha sonra Erhan kendi blogunda ilginç açılımlarda bulundular, sağolsunlar. Bu tür konuları arada bir, konuya ilgi duyanlarla beraber tartışmakta ve enine boyuna masaya yatırmakta fayda var.

Krizin etkilediği sektörlerin başında bilişim geliyor. Bilişim dünyası dolaylı yoldan yara alıyor, zira krizde sarsılan tekstil, otomotiv, finans ve gıda gibi sektörlerin en önemli özelliği bilişim sektörünü büyüten alanların başında geliyor olmaları. Bu yüzden ekonomi biraz bulutlansa bilişim sektörü hemen hastalanıyor.

Kanımca ekonomik krizi en çok etkileyen firmaların başında yeni başlayan, "startup" tabir edilen ve bir melek yatırımcının kendilerini farketmesini bekleyen kurumlar geliyor. Bu kurumların ellerinde onları 6-12 ay yaşatacak kadar kaynakları vardı, ancak krizin gelmesiyle beraber yatırımcılar da kaynaklarını çekti. Tanıdığım pek çok şirket bu yüzden ya kapandı, ya da faaliyetlerine son vermek üzere.

Kurumun kendi bütçesinden bu harcamaları karşılaması halinde bir kriz anında ilk göze batan bölüm Ar-Ge departmanı, göze batan harcamalar da Ar-Ge ve danışmanlık giderleri oluyor. Bunu engellemek ve inovasyon sürekliliği sağlamak için ICT alanında FP7, EUREKA, EUROSTARS, TEYDEB ve KOBİ GİRİŞİM gibi kaynaklardan azami şekilde faydalanmak gerekiyor.

* * *

Kriz nedeniyle Ar-Ge faaliyetlerinin hemen durmayacaktır, zira Türkiye'de Ar-Ge yapan kurumların bu alana ayırdıkları pay zaten az. Temel bir kaç kemer sıkma politikasıyla Ar-Ge departmanlarına ayrılan bütçenin çok daha fazlası kurumun geri dönüş defterine yazılabilir. Bu nedenle Ar-Ge projelerinin durdurulması sadece firmanın 3-4 yıl sonraki yeni ürünlerinin kalitesinin düşmesine neden olur.

Türkiye'de Ar-Ge'ye harcanan her 100 liranın 24'ü firmalardan çıkıyor. Bu rakam Slovenya'da 75, İsveç ve İsviçre'de ise 74. Kamu ve üniversitede yapılan Ar-Ge çalışmalarının krizden daha az etkileneceği öngörüsünü yaparsak, Türkiye'deki firmaların dünyadaki diğer akranlarına göre krizden nispeten daha az etkileneceğini de söyleyebiliriz.

Peki kriz sırasında ne olacak? Krizin süresi uzadıkça Ar-Ge yapan kurumlar küçük çaplı refleksler geliştirecek, ancak bunların geçici ve bölgesel olması ihtimali daha yüksek. Onlar için büyük bir gider olmasa da tasarruf tedbirlerinden Ar-Ge kaynaklarının da kısmen etkileneceğini düşünüyorum. Ar-Ge yatırımları yeniden yapılandırılacağı için daha önce beraber çalışmayı reddeden firmalar bile ister istemez bu rekabet ortamında krizin etkilerini azaltmak adına imece Ar-Ge süreçlerine girecektir. Sonuçta Ar-Ge bir şirket kültürüdür. Geleceğe yatırım yapan, yenilikçi düşünen beyaz yakalı yöneticiler, krizde sırf Ar-Ge faaliyetlerine son vermekle şirketlerini kurtar(a)mayacaklarını bilirler.
 
LVM'i dize getirmek...
Saturday, 22 November 2008
Cep telefonundan sonra hayatımıza giren en önemli yenilik LVM + RAID olsa gerek. Bilgisayarında yüksek performans ve kararlılık isteyenlerin ilk bakmaları gereken yapı bu olmalı. Geçtiğimiz hafta kök dizini yanlış planlama yüzünden dolmaya yüz tutmuş bir makine son nefesini verirken "açılın, ben doktorum" diyerek ortaya atılmadan önce, bu güzel teknolojiyi tanıyor, ancak güzelliğini uzaktan seyrediyordum.

Hata etmişim.

Problemi yukarıda söyledim. Ancak çözüm bu kadar kolay mıydı? 4 diskin oluşturduğu kümeye 5. diski eklemek ne kadar sürecekti? Bunun için diskin öncelikle fiziksel kümeye tanıtılması, sonra küme grubuna aktarılması gerekiyordu. Bu işlemden sonra ise mantıksal kümede bulunan kök dizinine eklenecekti. Şimdiden araştırmalar dahil 2-3 saate hazır olmak gerekti.

Diski taktıktan sonra ilk gereklilik olan fiziksel küme oluşturmak oluşturmak için ilk komutumuzu verdik:

pvcreate /dev/sda3

Küme grubu oluşturmak için vgcreate komutu kullandık. Aşağıda belirtilen "yenidisk", oluşturulan küme grubunun adı.

vgcreate yenidisk /dev/sda3 -s 32768

Sırada işletim sisteminin kök dizinine eklediğimiz küme grubunu ekliyoruz. Aşağıdaki örnekte VolGroup00, halihazırda LVM için kullandığımız küme grubunun adı. Bu isim kurulum sırasında Red Hat tarafından verildi, biz de değiştirmedik.

vgmerge VolGroup00 yenidisk

Sonra da öğrendim ki kök dizinini genişletmek için sistemde en az 2.6.13 çekirdek bulunması gerekiyor, zira ext3'ün yeniden boyutlandırma desteği sadece bu sürüm ve üzeri çekirdek tarafından veriliyor. Elimizde bulunan Red Hat Enterprise Linux 3 versiyonundaki çekirdek sürümü 2.6.9 olduğu için sistemi Fedora Linux 9'un kurtarma CD'si ile açmamız gerekti.

Kurtarma CD'si ile sistem açıldı, CD otomatik olarak LVM diski gördü ve sisteme bağladı (mount). Hemen bir kabuk ortamı başlattım. Yeniden boyutlandırma işlemi için resize2fs'i kullandım. Bu komutun sonunda yer alan "540G", 5. disk eklendikten sonra kök dizininin alması gereken nihai boyut.

resize2fs /dev/Volgroup00/LogVol00 540G

Bu arada yeniden boyutlandırma sadece ext3 dosya sistemini genişletiyor. LVM'in de genişletilmiş dosya sistemi üzerinde çalışmasını sağlamak için lvmextend komutu kullanılıyor:

lvmextend -L+100G /dev/Volgroup00/LogVol00

Hepsi bu kadar. Toplam süre yaklaşık 3 saat, duyulan keyif ise paha biçilemez.
 
Uygulama kodunun açık olmasının krize etkisi
Wednesday, 12 November 2008
Kodun açık olmasının krizi atlatmadaki etkisinin neden önemsiz olduğunu bu sayfada, önceki notumda açıklamıştım.

Ancak hala bazı şirketler özgür/açık kaynak kodlu yazılımları kriz fırsatı olarak görüyor. Bu durum beklentilerini yüksek tutan, maliyetleri sırf Ö/AKK yazılım kullandığı için çok çok aşağıya çekmeyi planlayan ya da düşünen firmaların önünde ciddi bir risk unsuru oluşturuyor.

Tahmin ettiğim gibi Red Hat'ten sonra Sun Türkiye de kervana katıldı ve bu adresteki açıklamasıyla özgür/açık kaynak kodlu yazılımların değerini anlamadığını, sadece maliyet avantajı sağladığına yönelik sanrısını yineledi.

"Devletin özgür yazılımlara destek vermesi gerekiyor" derken açık standartlardan bahsetmeyerek, daha da kötüsü bundan bir ay önce Sun ve Intel işbirliği ile yapılan Ankara'daki organizasyona kamu kurumundan bir tane bile konuşmacı dahil etmeyen Sun, Ö/AKK yazılımlar konusunda takındığı tavrın özü ile ilgili aklımızda soru işaretleri oluşturdu.

Sun'a OpenOffice.org projesi için verdiği katkılara her zaman teşekkür ediyor, ancak sayın Özhan Toktaş'a, beyanat verirken firmaların yanılgıya düşürmelerinin sektörü zarara uğratabileceği uyarısını da yapıyoruz.

 
Kriz, açık kaynak kodlu yazılımlara yaramayacak
Wednesday, 12 November 2008
Pek çok kişi, Red Hat CEO'su Jim Whitehurst gibi krizin açık yazılımlar için fırsat olabileceğini ve yüksek maliyetlerin açık yazılıma geçişi tetikleyebileceğini ifade ediyor.

Aynı kanıda değilim.

2001-2002 yılları arasında da ekonomik kriz vardı. Tüm dünyada doların rekor derecede oynaması nedeniyle pek çok firma üretimini yavaşlatmak ve kimi noktada durdurmak zorunda kaldı.

Türkiye'de araba ve beyaz eşya satışları doların fırlamasıyla donma noktasına geldi.

21. yüzyıla gelmeden hemen önce Latin Amerika'nın et deposu Arjantin'de de benzer bir kriz yaşandı, ekonomi resmen çöktü, insanlar yatırımlarını bankadan çekip yurt dışına aktardı.

Ne dünyadaki kriz, ne de Arjantin'deki ekonomik buhran sırasında açık kaynak kodlu yazılım kullanımı ve benimsenmesi beklenen zıplamayı yapmadı.

Sırf Afrika'daki ekonomik sıkıntı nedeniyle okullarda, kamuda Linux kurulumları yapılmadı.

Önümüzdeki kriz süresince de yapmayacak. Neden?

Açık yazılım kullanmanın pek çok dinamiği var. Maliyet avantajı bunlardan birisi.

Ancak rakiplerin fiyatları yükseldikçe açık yazılıma geçiş sanıldığı kadar kolay olmayacak, zira pazarlama yöntemleri sayesinde eski müşterilerin bir kısmı indirim isteyip alabilecek, bir kısmı da zaten yüksek fiyatların her zaman daha kaliteli ürüne erişim anlamına geldiği konusunda yaygın kanılarını koruyarak kapalı yazılım kullanmaya devam edecek.

Bir diğer dinamik ise sürdürülebilirlik. Firmalar, destek ve hizmet temin edebildiği, ya da kendi iç süreçleriyle bu yapıyı kontrol edebildikleri sürece açık yazılım kullanabilir.

Sırf maliyet avantajı sağlayacak diye riske girmez, girerse iş operasyonlarıyla teknik altyapıyı beraber götüremeyeceğini, teknolojinin günlük operasyonlarına zarar verebileceğini bilir.  

Krizin ilk yıl ağır geçmesi, ikinci ve üçüncü yıllar için etkisini azaltması bekleniyor. 3 yıl, kurumların fikirlerini, altyapılarını ve zihniyetlerini değiştirmeleri için oldukça kısa bir süre.

Bu nedenle açık kaynak kodlu yazılımların kullanımı, benimsenmesi ve yayılmasını hızını artırmasını beklemiyorum.

Tüm kalbimle istese ve dilesem de...
 
10 adımda Linux
Saturday, 08 November 2008
Bu yazı, Linux'u öğrenmek isteyenleri en kolay, en basit adımlarla hedefe doğru götürmek için hazırlanmıştır. Linux eğitim malzemesi ya da kılavuzu değildir. Naçizane önerim, aşağıdaki maddeleri uygulamaya geçmeden önce Linux, özgür yazılım, açık standartlar gibi kavramları öğrenmekle başlamanızdır. Bu bilgiler daha ileride yol gösterici olacak, Linux bilgisi olan kişilerle konuşurken konuya hakim olmanızı sağlayacaktır. Hemen her seminerde temel kavramlardan bahsedilirken yabancılık çekmeyecek, Linux felsefesini ve özgür yazılımların getirdiği avantajları detaylarıyla bileceksiniz.

1. Bir Linux dağıtımı seçin

Masaüstünde kolayca Linux kullanayım, aynı zamanda bazı web servislerini vereyim, ayrıca C/C++ bilgimi geliştireyim derseniz, Pardus ya da Ubuntu / Kubuntu'yu öneririm. Her iki dağıtım da fonksiyoneldir ve kurduğunuz anda çalışılabilecek bir ortam sağlar. Eğer telefonla ya da e-posta ile ulaşabileceğiniz bir arkadaşınız varsa, onun kullandığı dağıtımlardan birisi size hız ve zaman kazandırabilir. Linux Kullanıcıları Derneği'nin Linux dağıtımları kılavuzu, Pardus ve Ubuntu dahil pek çok dağıtımın artılarını ve eksilerini gösterirken yeni başlayanlar için güzel bir referans kaynak sunar.

(Not: hem Pardus, hem Ubuntu kullanıyorum).

2. İlk adımları atın

Makinenize Linux'u kurarken Vmware ya da Virtual PC gibi bir uygulamayı kullanmamanızı öneririm. Bilgisayarınızda arada bir açacağınız bir Windows olabilir, ancak aynı anda her iki işletim sistemini çalıştırmak, zorlandığınız noktalarda Windows'a geçerek kolaya kaçmanıza, Linux masaüstünü hakkıyla öğrenmemenize yol açar. Dolayısıyla ilk kural: Masaüstünde sadece ve sadece Linux olsun.

Ardından, sanki hiç plan yapmamış gibi bir kaç gün boyunca masaüstünde gezinin. İnternetteki temel kaynakları (Pardus için burası ve burası; Ubuntu için burası ve burası) okumaya başlayın. Ardından yavaş yavaş aşağıdaki adımları gerçekleyin:
 
  • Bolca paket indirin, sürekli uygulama kurun, çalıştırın ve deneyin. Pardus ve Ubuntu'da onbinlerce paket var, tümüne aşina olmak belki olası değil ama ne kadar çok deneme yaparsanız o kadar deneyim kazanırsınız. Linux'un paket indirme ve kurma mantığı alışkın olduğunuz işletim sistemlerinden biraz farklıdır. Zamanla hangi uygulamaların işinize daha çok yaradığını, hangi uygulamaların birbirine bağımlı olduğunu öğrenip beceri kazanmak mümkün olacaktır.
  • Eski alışkanlıklarınızı Linux'a aktarın: E-postalarınızı Linux altında okuyun, Kopete ya da Pidgin gibi uygulamalarla MSN, Yahoo ve Gtalk hesaplarınızı kullanın.
  • Müzik / DVD / VCD uygulamalarını kullanın. Kodeklerle haşır neşir olun.
  • Masaüstünde gezinin. Dosya sistemi organizasyonunu öğrenin. Grafik arayüz konfigürasyon dosyası, açılış betikleri ve genel parola veritabanının yerini ezbere bilin.
  • Eğer konsoldan sistemi yönetmeye meraklıysanız bilgisayarda hangi süreçler (process) çalışıyor, işlemcinin özellikleri nedir, ne kadar bellek var gibi soruların yanıtlarını konsoldan öğrenmenin yollarını bulun.
  • Harici aygıtlar (USB disk, CF disk, yazıcı vb) bulun, bunları Linux'a tanıtmanın ve Linux altında kullanmanın yol ve yöntemlerini öğrenin.

(Not: Ofis yazılımı olarak OpenOffice.org, e-posta programı olarak Thunderbird, müzik çalıcılar için Amarok ve Last.fm kullanıyorum)

3. Microsoft ürünlerini arkanızda bırakın

Linux kullanmaya başladıktan sonra harcadığınız emeğe bağlı olarak ilk bir kaç gün ya da hafta zorluk çekebilirsiniz. Bu sürede geriye dönme dürtüleriniz olabilir. Unutmayın ki aradığınız pek çok sorunun yanıtı zaten Linux'ta var, önemli olan bunları bir kez doğru şekilde çözebilmek. Aşağıda tanımlanan 4. ve 5. maddelerde (forum ve e-posta listeleri) belirtilen kaynakları kullandığınız ölçüde giderilmeyecek bir problem yoktur.

4. Forumları kullanmayı öğrenin

Internetteki en muazzam bilgi kaynaklarının başında forumlar geliyor. Her forum kendi içinde bir kaç kategoriye ayrılmış durumda. Forumlara üye olduktan sonra sorularınızı gönderebilir ve ilk yanıtların bir kaç saatte geldiğini görebilirsiniz. İnternetteki Türkçe forumlar arasında en çok bilinenleri Özgürlük İçin forum, Pardus Linux forum, Ubuntu Türkiye forum ve Lapis forum. İngilizce forumlardan Linux questions, Linux forums, Nixcraft ve Ubuntu forums önerilebilir.  

5. E-posta listelerini takip edin

Türkiye'deki çoğu Linux uzmanı bir e-posta listesine üyedir. Bu kişilerin tamamını bulmanın en kolay yolu da, listelere üye olup soru sormaktır. Listelere üyelik kurallarını da göz önüne alarak, sorunuzu listeye açık ve anlaşılır şekilde gönderin. Türkiye'deki belli başlı Linux ve özgür/açık kaynak kodlu yazılım listeleri Pardus ve LKD liste sunucularında koşmaktadır.

6. Elinizin altında bir kaç kitap olsun

Linux öğrenmeye başlarken kitaplar, kılavuzlar ve yazıcı çıktıları arkadaşınız olacaktır. Elinizi kirletmeden önce internetten bulabileceğiniz kaynakları, Türkiye'deki yayınevlerinden çıkan kitapları temin etmenizi öneririm. Bunları evde, işte, boş zamanlarınızda, yatmadan önce okuyun. İlk bir hafta zamanınızın %60'ını okumaya, %40'ını da pratik yapmaya ayırın. Daha sonra pratik süresini kademeli olarak artırın.

Türkiye'de yayınlanmış Linux konulu kitapların (tam olmayan) bir listesine www.linux.org.tr/linuxkitaplar.html adresinden ulaşabilirsiniz.

7. İnternetteki kaynakları takip edin

Herhangi bir sorunda ilk başvuracağınız yer Google olmalı. Anahtar kelimelerle arama/tarama yapmak, çoğu zaman bir sorun karşısında hayat kurtarır. Örneğin Pardus'ta yazıcınız çalışmadıysa "pardus yazıcı sorun" kelimeleriyle, Ubuntu altında MP3 dosyalarını dinleyemiyorsanız "Ubuntu MP3 codec problem" yazarak Google'dan çözümü isteyebilirsiniz. Genellikle yaşanan problemler zaten yüzlerce kişi tarafından bilinen ve çözümü olan sorunlardan oluşacağı için daha ilk sayfada, hatta ilk satırlarda hatayı bulup çözüme ulaşmak işten bile değildir.

Her gün Linux haberleri yayınlayan, tecrübelerini paylaşan, yeni bir uygulamayı, ürünü tanıtan yüzlerce web günlüğüne üye olup günlük konuları ayağınıza kadar getirebilirsiniz. Google Reader kullanarak RSS/ATOM bağlantılarını okuma listenize eklemenizi öneririm. Bu sayede her sabah Firefox'u açtığınızda tek bir noktadan belli başlı Linux haberlerine ulaşmak, dünyadaki Linux ve özgür/açık kaynak kodlu yazılımların gelişimini takip etmek mümkün olur. Bir kaç örnek RSS bağlantısı (bunları kopyalayıp Reader'a ekleyin):


(Not: Aktif olarak Google Reader kullanıp Linux dünyasındaki gelişmelerden haberdar oluyorum)


8. Linux deneyimlerini yazdığınız bir günlüğünüz olsun

Kendi web sayfanızı, kendi günlüğünüzü tutun (öneri: blogspot.com üzerinden bir web günlüğü açmak sadece bir kaç dakikanızı alır). Yaptıklarınızı belgeler halinde yazıp web sayfanızdan yayınlayın. Çok kısa sürede bunların ne kadar çok insan tarafından indirildiğini, ne denli ilgi gördüğünü şaşıracaksınız.

9. Yarı zamanlı bir Linux işiniz olsun

Yeni teknolojileri zorlanmadan, kişisel sınırlarınızın ötesine geçmeden öğrenmek her zaman mümkün olmuyor. Yarı zamanlı, ya da evden çalıştığınız bir işiniz olursa Linux'u öğrenmeniz iki kat hızlanır. LKD'nin Linux-İK listesine üye olarak gelen eleman alım taleplerini takip edin. Bir kaç haftada, karşınıza çıkan soruları çözerken aslında ne kadar çok bilgi ile donandığınızı göreceksiniz.

10. Kendi projenizi oluşturun

Linux öğrenirken bir hedefiniz olsun. Eğer yarı zamanlı bir işiniz yoksa, kendi projenizi kendiniz oluşturun. Evinizde ADSL / kabloNet hattı varsa, kendi ev ağınızı kurmakla işe başlayabilirsiniz. Sırasıyla Linux makineniz üzerinde Apache, MySQL, PHP kurduktan sonra bir içerik yönetim sistemi (örneğin Joomla) çalıştırın, ardından Postfix ile e-posta servisi vererek Squirrelmail ile uzaktan e-postalarınızı okuyun. Güvenliği artırmak için bir güvenlik duvarı kurup, kullanılmayan portları kapatın. Son olarak evinizde mevcut bir başka Windows bilgisayar üzerindeki dosyaları Linux'a, Linux altındaki dosyalarınızı da Windows'a paylaştırın.

Bu bahsettiğim servisler, Linux'un en yaygın kullanılan hizmetlerini içeriyor. Dolayısıyla internet kaynaklarını da kullanarak bu hizmetleri evinizde verebiliyorsanız, Linux sistem yöneticiliğine ilk adımı atmış olursunuz! :-)

SON SÖZ

Unutmayın, Windows kullanırken de aynı zor yollardan geçtiniz. Linux aslında öcü değildir, bilakis kolay bir işletim sistemidir. Linux'u sürekli kullanacak olan sizler, sadece biraz zaman ayırıp onun dilini anlamakla hayatınız boyunca hiç bırakamayacağınız bir ortama girebilirsiniz.

 
Savunma sanayinde açık yazılım ve açık standart fırsatları
Wednesday, 05 November 2008

Bu yazı Savunma ve Havacılık Dergisi'nin Ekim 2008 sayısında yayınlanmıştır.

Yazılımın açık olmasından daha önemli bir konu standartların açık ve erişilebilir olmasıdır. Erişilebilirlikten kasıt, bu standartların her an takip edilebilmesi, katkı verilebilmesi ve gerektiğinde ülke ve savunma sanayi menfaatine daha çok uyacak maddelerin standarda yerleştirilerek, aykırı olabilecek durumların önceden tanımlanıp engellenebilecek şekilde çalışma ve gerekirse lobi yapılması şeklinde özetlenebilir.

Açık yazılımların amiral gemisi Linux, sadece açık bir ortam ve geliştirme açısından bağımsızlık değil, gerçek zamanlı işletim sistemi (RTOS) platformu da sunuyor. Kimi zaman 8 Mb’ın altında çalışabilme yeteneği sayesinde firmalar kendi RTOS’larını geliştirmek yerine Linux’tan faydalanıyor. Ancak Linux’un hem TB’lar mertebesinde depolama alanları olan sunucular, hem de oyun amaçlı masaüstü ortamlarda da kullanıldığını göz önüne alırsak, yaklaşık 150 Mb tutan ve 6 milyon satırdan oluşan çekirdeğini RTOS haline getirmek, ya da bunun bakımını yapmanın ne kadar zor olduğu anlaşılabilir. Bu gibi durumlarda hazır RT Linux çözümlerinden birisini edinip kullanmak ya da açık standart ve açık kaynak kodu olmak şartıyla ticari RT Linux seçeneklerine yönelmek olası.

Geçmişte, Linux ve dolayısıyla RT Linux’a yönlendirilen en önemli eleştiriler, bu yapının karmaşık olduğu ve yüksek satır sayısı ile öğrenmenin zor olduğu yönündeydi. Öte yandan telif hakları ile ilgili bulanıklık ve kaynak kodun açık olmasının getirdiği güvenlik endişeleri de mevcuttu. Son yıllarda özellikle standartların (STANAG-4586, OACE vb) doğrudan ya da üstü kapalı şekilde Linux’u işaret etmesi ve bu standartların Linux dışında bir yöntem ile karşılanmasının oldukça güç olması nedeniyle NATO ve Amerika Savunma Bakanlığı’nın çözümlerinde Linux kullanmak teşvik ediliyor.

Bu gelişmelerin yanında, Open Architecture Computing Environment (OACE) category 3 uyumlu RT işletim sistemlerinden birisi de Linux olunca, 21. yüzyılda üretilecek tüm suüstü savunma araçlarının temelini oluşturması bekleen DDG-1000 Zumwalt sınıfı Amerikan destroyerinde Linux kullanılmasına karar verildi. Gerçek zamanlı Linux işletim sistemi, DDG-1000’in pek çok yerinde, örneğin DAP (Distribution Application Processor) adı verilen ve geminin tüm anahtar işlemlerini yürüten sisteminde tüm temel işlevleri yerine getiriyor. Bir DAP, örneğin füze fırlatma rampasında, geminin motor sistemlerinde ya da telsiz aygıtlarında kullanılabiliyor. DDG-1000 üzerinde Linux’un kullanıldığı bir başka yer ise MGK 57 dikey fırlatma sistemi (VLS).

Kimi zaman askeri sistemlerde daha düşük maliyetli ve daha az karmaşık işletim sistemleri kullanmak gerekebiliyor. Bu durumda, tam kapsamlı bir bellek yönetimi, geniş bir I/O servis yapısı, kullanıcı yönetimi gibi kapsamlı hizmetleri olan Linux bir çözüm olmayabilir. Ancak özellikle son zamanlarda bu tür zayıf işletim sistemlerinden, son 10 yıldır teknik beceri, güvenlik ve güvenilirlik alanında atılım yapmış Linux’a kayış göze çarpmaktadır.

R-Gator robotu, yukarıda saydığımız avantajları kullanan bir rörnek. 658cc’lik, dizel motoru olan cihazda, kontrol, navigasyon ve nesnelerle iletişim işlemlerinin tamamı Linux ile yapılıyor. Bu akıllı UGV, yakınında asker olmadığı durumlarda taşıyıcı ve alan savunma unsuru olarak görev yapabiliyor. İçerdiği gerçek zamanlı işletim sistemi ile GPS noktalarını takip ederek daha önce öğretildiği işlemleri sırasıyla tekrar edebiliyor. R-Gator içinde, Lynxworks’un Bluecat Linux 2.6 sürümü var. Çekirdek açık kaynak kodlu, öte yandan üzerinde geliştirilen yazılımlar da Linux uyumlu olarak, açık POSIX standartları ile geliştirildi.

Bugün pek çok askeri uygulama sayısız farklı donanım ve sistem üzerinde çalışıyor, bunların her birisinin de farklı güvenlik seviyeleri var. Bu tür çok güvenli, güvenli ve açık uygulamaların her birisi kendine özgü güvenlik ortamında, belirli bellek ve işlemci atamasıyla çalışmak durumunda olabiliyor. Linux’un bu alandaki çözümü ise bölümlendirme ve sanallaştırma. Bu sayede aynı platform üzerinde birden fazla işletim sistemi çalışabiliyor. Sanal işletim sistemlerinin her birisi, aynı donanım ya da ağ üzerindeki farklı bir makineden izlenebiliyor ve gerektiğinde müdahale edilebiliyor. Donanımın özelliği nedeniyle tüm sanal makinelerin erişebildiği RAM bölgeleri tam izole koşuyor, bu sayede güvenlik sağlanıyor ve bir sanal makinenin diğerini etkilemesine izin verilmiyor. Elbette satın alma, işleme ve yönetim maliyetleri de önemli oranda azalıyor.

Bağımsız araştırma şirketi VDC’nin raporuna göre, Linux’un gömülü sistemlerde büyüme oranı 2006-2009 yılları arasında cep telefonlarında %16.9 iken, aynı dönemde savunma ve havacılık sektöründe bu rakam %13.3 olmuş. Dolayısıyla gömülü sistemler için savunma ve havacılık sektörü en çok büyüyen ikinci pazar olarak tanımlanıyor.

Geliştiriciler için de Linux, özellikle gömülü ortamlarda daha fazla olanaklar sağlıyor. Kaynak kodun erişilebilir olması, SDK ve API’lere ulaşmanın kolaylığı, yazılım geliştirmeyi kolaylaştırıyor ve kontrolü artırıyor. Kapalı ortamlarda ise bunun tam tersi durum söz konusu: sadece firmanın size verdiği kadarıyla yetiniyorsunuz. Geliştirme yapmak, SDK’ya yeni bir eklenti yazmak, istek üzerine özellik geliştirmek kimi zaman zor, hatta imkansız.

Linux’a dayalı gerçek zamanlı işletim sistemlerini kullanırken, satın alırken ya da geliştirirken kimi kurallara dikkat etmek gerekli. Öncelikle, geliştirici ticari bir ürün hazırlarken, özellikle bu ürün gömülü bir noktada çalışacak ise, çoğu zaman internetten indirilen bir Linux paketi işe yaramayacaktır. Bu amaçla geliştirilen özel (kimi durumlarda ücretli), ancak açık kaynak kodlu Linux çözümlerini kullanmak gereklidir. Sadece Linux çekirdeği değil, beraberinde çalışan uygulamalar, özellikle donanıma özgü sürücüler, araçlar ve derleyici ortamı derken tek bir gömülü sistemde çalışması beklenen ve birbirinden bağımsız yazılımların sayısı 20 ile 100 arasında değişebilir. Tüm bu bileşenleri birlikte çalıştırmak da ayrı bir mühendislik konusudur, dolayısıyla daha önce çalıştığı bilinen çözümlere yönelmek pek çok noktada hem zaman, hem de maliyet kazancı olarak geri döner.

Donanım desteği konusunda da inceleme yapılmalıdır. Bir gömülü sistem geliştirme projesinde hem yazılım, hem de donanım birbiri ile içiçe geçer. Etkin bir gerçek zaman ortamında, gerçek zaman davranışlarının, diğer Linux özelliklerini ezmemesi gerekir. Örneğin, 20 ms’nin altında bir hedefe ulaşmak amacıyla belirli donanımlarda çalışma özelliğini silmek, POSIX API uyumluluğu kaldırmak, veya Linux 2.6 çekirdeğinin çağrılarının bir kısmını desteklemek, gidilen bir yöntem olmamalıdır. Bazı firmalar, gerçek zaman özelliklerini sağlayabilmek için çeşitli giriş/çıkış sürücülerini bile değiştirmiştir.  

Linux altında yazılım geliştirirken çeşitli kısıtlamalarla karşılaşmak mümkün. Her ne kadar kararlı, güvenilir bir geliştirme ortamı için seçilen dillerin başında Java geliyor olsa da, zaman kritik noktalarda iki dil yaklaşımı gittikçe önem kazanıyor. Java, daha karmaşık, dinamik ve sistemler arası süreçlerin kontrol edilmesinde kullanılırken, düşük seviye fonksiyonların gerçeklenmesi, protokol yazımı ve cihazlar arası haberleşme için C’ye başvuruluyor. Öte yandan son zamanlarda gerçek zaman Java teknolojilerinin gelişmesiyle, C’ye bağımlılığın azalması da gündemde.

Son zamanlardaki teknolojik gelişmelerin ışında, savunma sanayinde yaşanan atılım ve inovasyonun Linux ve açık kaynak kodlu yazılımlarla desteklenmesi sayesinde tamamen kendi ihtiyaçlarımıza göre yerli mühendilislikle ürün geliştirmek, bu sayede üçüncü kişilerin denetim ve kısıtından kurtulmak, ürünleri daha ucuza geliştirmek ve yan sanayiyi teşvik etmek mümkün. Bu yolda ilerlerken yukarıda belirttiğim konulara dikkat etmek, lisanslama konusuna ayrıca özen ve önem göstermek, kullanılan standartların açık ve geliştirilebilir olmasını sağlamak gerekiyor.

Görkem Çetin

 
OpenOffice.org 3.0 çıktı
Monday, 13 October 2008
OpenOffice.org'un 3. büyük sürümü çıktı. Bu sürüm yine %100 OpenOffice.org Türkiye eliyle %100 Türkçe. İndirmek için www.openoffice.org.tr , teşekkür etmek için bilgi [at] openoffice org tr. ;-)
 
<< Start < Prev 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Next > End >>

Results 13 - 24 of 112