|
Thursday, 05 February 2009 |
|
Mozilla'da yenice (epey eski aslında, yenice bloglayan benim) sözü geçen bir kullanılabilirlik çalışması, Test Pilot , ilk deneme sürüşlerini yapmaya başladı. Projenin amacı kullanıcıların Firefox ya da Firefox üzerindeki eklentileri nasıl kullandığını anlamak ve buradan sonuçlar çıkartarak bu uygulamayı daha kullanışlı hale getirmek. Bir kullanıcının her gün kaç kez bir web sayfasına girdiği, klavye kısayollarını ne sıklıkla kullandığı, sekmelerden ne kadar çok faydalandığı, hangi arama motorlarını tercih ettiği gibi konular bu sayede açıklığa kavuşacak. Ardından, seçilecek belli başlı kullanıcılara daha detaylı testler için önermeler yapılacak. Daha önce kapalı eşleniklerinde gördüğümüz bu projenin Firefox'a de gelmesi sevindirici. Firefox grubunun, her ne kadar KDE, GNOME ve OpenOffice.org kadar etkin çalışan bir kullanılabilirlik grubu olmasa da, bu alanda yaptıkları çalışmalar - özellikle testler ve hazırladıkları standart kılavuzları -, ürünün son kullanıcı deneyimini belirli bir seviyede tutuyor. İki yıl önce, 22 kadar Avrupalı ortağın yer aldığı tOSSad projesinde, benzer bir çalışma yapmış , Firefox, OpenOffice.org ve Linux masaüstünün kullanılabirlik seviyelerinin ne olduğunu 205 kişiye sormuştuk. Gelen yanıtlar, özellikle Firefox ve OpenOffice.org için dikkat çekiciydi. Kullanıcılar, Firefox'un kullanılabilirliği, kısayolların rahatlığını, fonksiyonalitesini, performansını oldukça yeterli bulmuşlardı. Firefox'un bu çalışmasının kod temelini, arkasında yatan yapıyı ve mantığını detaylı inceleme fırsatım olmadı, ancak diğer projelerin Test Pilot'tan öğrenecekleri çok şey olduğuna eminim... |
|
|
Ö/AKK yazılım dünyasında markalar karıştırılabilir mi? |
|
Wednesday, 24 December 2008 |
|
Yeni fikirler, açılımlar, düşünceler hep bir arkadaş ya da arkadaş grubuyla tartışırken ortaya çıkıyor. Sorulan bir kaç soru, didiklenen bilgi kırıntıları, farklı alanlardan bilgilerin bir araya gelip yeni bir sentezde birleşmesine neden oluyor. Akın Ömeroğlu ile 2-3 dakikalık konuşmamızdan da bunlar çıktı. Akın, iki marka arasında benzer işaretlerin kullanılması halinde ilk marka sahibinin ikinci marka sahibinin markasına yönelik yapabileceği eylemler üzerine çalıştığını belirtirken, bu durumun özgür yazılım / Linux dünyasında da benzer örneklerinin olabileceğini konuşmaya başladık. İlk örnek Centos'tan geldi. Centos, bildiğiniz üzere Red Hat'in kaynak kodlarının alınıp derlenmesiyle oluşturulan bir Linux dağıtımı. Red Hat'in yüksek üyelik ücretini öde(ye)meyen firmalar, CentOS kullanarak Red Hat'ın aynısı (en azından benzer) bir ortam sağlamış oluyorlar. Centos'u kullanan kurumlar "Bunu da Red Hat'i geliştirenler geliştiriyor, o halde güvenebilirim" derse, burada bir "karıştırılma ihtimali" doğuyor. Bir diğer örnek de Xubuntu ve Kubuntu gibi Ubuntu'nun türevleri olan ürünler. Her ne kadar bu dağıtımlar Ubuntu projesi dahilinde geliştiriliyor ve Ubuntu markasının şemsiyesi altında güvenli ve korunaklı bir ortamda yaşamlarını sürdürüyor olsalar da, ürünler arasındaki isimsel farklar, iki markanın karıştırılma ihtimalini gözler önüne seriyor. Akın, bu arada markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamenin (KHK), >a) üründe yanılma ve b) işletmede yanılma kavramlarını düzenlediğini belirtti. Buna göre hem CentOS, hem de Ubuntu vakaları, üründe yanılmaya verilebilecek iki örnek olarak addedilebilir. Bu arada aklıma, Ö/AKK (özgür ve açık kaynak kodlu) yazılım dünyasında "işletmede yanılmaya" yönelik bir örnek gelmedi, açıkçası. |
|
|
Yarım günlük Linux semineri organize etseydim, neler planlardım? |
|
Thursday, 18 December 2008 |
Bir e-posta listesinde, çocukluğumun geçtiği şehirde yarım günlük bir Linux / özgür ve açık kaynak kodlu yazılımlar semineri verilmesi gündeme geldi. Fikir aşamasında olan bu çalışma Şubat ayı civarında gerçekleşecek ve Antalya’daki bilişim sektörünün ilgilileri Linux ve Ö/AKK yazılımlar hakkında bilgilenme fırsatına sahip olacak. Konu tartışılırken ve plan yapılırken, aslında üniversite öğrencilerinden oluşan topluluğun bu konuda çok da tecrübesi olmadığı ortaya çıktı. Biz de benzer yollardan geçerken çok sıkıntı çekmiştik, elimizden tutanımız yoktu ve daha kötüsü, kime danışacağımızı da bilmiyorduk. Aşağıdaki liste yanıbaşımızda olsaydı, eminim seminerleri çok daha verimli gerçekleyebilir, bilgi birikimimizi daha geniş kitlelere aktarma ve anlatma fırsatına sahip olabilirdik. Hızlı bir şekilde, 10 maddede, bir seminerler serisi yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin bir “denetim” listesi oluşturdum, buyrun: 1. Duyuru: Sosyal imkanların tamamını kullanılarak, bizzat firmalara telefon açılarak, e-posta gönderilerek seminere davet sağlandı mı? Şehirdeki bilgisayar firmaları, ticaret odası, üniversite hocalarından yardım istendi mi? 2. Süre: Seminer herkesin katılabileceği bir yerde mi? Süresi gün sonuna mı denk geliyor? İnsanların işlerinden mahrum olmamaları ve işe git-gel yapmamaları için saatler düzgün ayarlanmış mı? 3. Sertifika: Katılımcılara tasarımı şık bir “katılım sertifikası” verilecek mi? Bu konu, seminer için hazırlanan broşürde belirtilmiş durumda mı? 4. Altyapı: Seminerde kullanılacak mikrofon, üzerinde Linux kurulu bir bilgisayar, lazer işaretçi, projeksiyon cihazı ve katılımcıların su ihtiyacını karşılayacak kadar su ve bardak hazır mı? 5. Görünürlük ve bilinirlik: Seminerin bir web sayfası hazırlandı mı? Tercihan, seminerin üniversitede konuşlanması halinde bu web sayfası üniversitenin duyurular kısmına eklendi mi? Sayfada amaç, içerik, konuşmacılar, sertifika bilgieri ve harita/ulaşım bilgisi mevcut mu? Sayfayı hazırlamak için yeteri kadar önceden hazırlıklar başladı mı? 6. Yol: Seminerin nerede yapılacağına dair küçük yol işaretleri gerekli yerlere asıldı mı? Yol işaretlerini asmayan bir kişi, deneme amacıyla bu işaretleri kullanarak seminer noktasına kolayca ulaşabildi mi? 7. İçerik ve hedef kitle: Seminerin içeriği ve hedef kitlesi tam olarak tartışıldı ve organizasyonu düzenleyenler tarafından anlaşıldı mı? Hedef kitle, gerçekten bu konulara ilgi gösterecek mi? Gündem, düzgün ve dengeli dağılmış mı? 8. Kayıt ve süreklilik: Oturumu kağıda kaydedecek bir kişi var mı? Tercihan, gelemeyenler de düşünülerek, bir video ve ses kaydı alınacak ve sonrasında web sayfasından duyurulacak mı? Seminere gelenlerin e-posta adresi alınıp, geldiklerine dair bir teşekkür e-postası gönderilecek mi? 9. Etkileşim: Seminerin sonunda en az 30 dakikalık soru-yanıt kısmı var mı? Bu bölümde konuşmacılar kürsüye davet edilerek dinleyicilerin soru sormaları ve tartışmaya katılmaları sağlanacak mı? 10. Planlama: Oturumlar azami 45′er dakika mı sürüyor? Yeteri kadar çay - kahve molası verilecek mi? |
|
|
Tuesday, 16 December 2008 |
|
Bir süredir aklımda olan, ancak omurilik soğanından dışarıya çıkamayan fikirlerin, bir yolculuk sırasında Hakan Uygun'un ağzından dökülmesiyle başladı her şey. Hakan, "neden, bu alanda uzman olan bizler, özgür ve açık kaynak kodlu yazılımlara yönelik seviyeli, uzgörü içeren, vizyoner ve ilgili insanları bilgilendiren bir günlük sayfası açmıyoruz?" dedi. Belki tam olarak bunları söylemedi ama, ben konuşmalarımızdan tam da bu cümleye uygun bir çalışmaya başladığımızı anladım.
Yolculuğun son durağı olan Ankara'da, Bilişim 2008 etkinlikleri sırasında konuyu Bora'ya açınca onun da fikirlerini aldık ve www.ozguryazilim.com alan adı altında fikir-mesaj-yorum-yoğun yazılarımıza başladık. Şimdilik sadece 3 kişiyiz, ancak ileride bu konuda kendilerini kanıtlamış kişileri de aramızda görmek istiyoruz. |
|
|
Malatya Pazarı, Linux sorumlusu arıyor |
|
Monday, 15 December 2008 |
|
Malatya Pazarı'nı bilmeyen yoktur sanırım. Firma, pek çok kritik teknolojik bileşenini Linux'a taşımış durumda. Firma, kendi Linux sunucuları üzerinden yaklaşık 50 ubuntu terminalle Google Apps, OpenERP gibi yazılımlar sayesinde çalışanlarına hizmet veriyor. Bunun yanında açık kaynak kodlu Magento e-ticaret uygulaması ile internet üzerinden ürün satışı da yapıyor.
Firma, bu altyapısını desteklemek amacıyla tam zamanlı istihdam edilecek bir personel arıyor. İlgililer CV'lerini e-posta ile besim.corapcioglu @ malatyapazari.com.tr adresine iletebilir. |
|
|
Monday, 15 December 2008 |
|
Turkcell, yazılımlarını ya kendi içinde üreten, ya da yurtdışından hazır satın alan bir firma olarak bilinir. İlk defa Turkcell Teknoloji grubu içinde yapılan bir çalışma ile, Isola adında arayüz tasarlamak için kullanılan bir yazılım, GNU GPL lisansı ile yayınladı. Sitede, bir özgür yazılım projesinden beklenen hemen her türlü bağlantı (örn. ekran görüntüleri, indirme adresleri, gerekli belgeler, ürün özellikleri ve lisanslama bilgisi) mevcut. Projede Atlassian firmasının Jira ürünü kullanılmış, bu sayede dışarıdan gelebilecek hata bildirimlerinin kolayca izlenmesi sağlanmış.
Bu açılımla ilgili olarak Turkcell'i kutluyor, çalışmalarının devamını beklerken bu durumun diğer firmalara da örnek olmasını diliyoruz.
|
|
|
RSS besleme ayarlarınızla "oynayın" |
|
Sunday, 30 November 2008 |
|
Bir kaç farklı uygulamayı deneyip, sonunda düzgün bir RSS beslemesini Joomla altında çalıştırmaya başarınca, bana da bu haberi sayfadan duyurmak düştü.
Bu adrese tıklayarak en çok kullandığınız haber okuyucunuzla web sayfamdaki tüm gelişmeleri okuyabilirsiniz.
|
|
|
Friday, 28 November 2008 |
|
Just received the acceptance letter of my paper "Trusted Computing: Advantages, Issues, Limitations and an Application Scenario", to be presented in International Conference on Future Networks 2009 to be held in Bangkok, Thailand:
"The review process for 2009 International Conference on Future Networks (ICFN 2009) has been completed. The conference received more than 350 submissions from Email and Electronic Submission System, which were reviewed by international experts, and 111 papers have been selected for presentation. Based on the recommendations of the reviewers and the Technical Program Committee, we are pleased to inform you that your paper identified above has been accepted for oral presentation. You are cordially invited to present the paper orally at ICFN 2009 to be held on 7 - 9, March 2009, Bangkok, Thailand" |
|
|
Krizin Ar-Ge yatırımlarına etkileri |
|
Tuesday, 25 November 2008 |
Bir önceki yazımda krizin açık kaynak kodlu yazılımların kullanımına etkilerini yazmış, konuyu kısa tutmuştum. Erkan ve Bora Facebook üzerinden, daha sonra Erhan kendi blogunda ilginç açılımlarda bulundular, sağolsunlar. Bu tür konuları arada bir, konuya ilgi duyanlarla beraber tartışmakta ve enine boyuna masaya yatırmakta fayda var. Krizin etkilediği sektörlerin başında bilişim geliyor. Bilişim dünyası dolaylı yoldan yara alıyor, zira krizde sarsılan tekstil, otomotiv, finans ve gıda gibi sektörlerin en önemli özelliği bilişim sektörünü büyüten alanların başında geliyor olmaları. Bu yüzden ekonomi biraz bulutlansa bilişim sektörü hemen hastalanıyor. Kanımca ekonomik krizi en çok etkileyen firmaların başında yeni başlayan, "startup" tabir edilen ve bir melek yatırımcının kendilerini farketmesini bekleyen kurumlar geliyor. Bu kurumların ellerinde onları 6-12 ay yaşatacak kadar kaynakları vardı, ancak krizin gelmesiyle beraber yatırımcılar da kaynaklarını çekti. Tanıdığım pek çok şirket bu yüzden ya kapandı, ya da faaliyetlerine son vermek üzere. Kurumun kendi bütçesinden bu harcamaları karşılaması halinde bir kriz anında ilk göze batan bölüm Ar-Ge departmanı, göze batan harcamalar da Ar-Ge ve danışmanlık giderleri oluyor. Bunu engellemek ve inovasyon sürekliliği sağlamak için ICT alanında FP7, EUREKA, EUROSTARS, TEYDEB ve KOBİ GİRİŞİM gibi kaynaklardan azami şekilde faydalanmak gerekiyor. * * * Kriz nedeniyle Ar-Ge faaliyetlerinin hemen durmayacaktır, zira Türkiye'de Ar-Ge yapan kurumların bu alana ayırdıkları pay zaten az. Temel bir kaç kemer sıkma politikasıyla Ar-Ge departmanlarına ayrılan bütçenin çok daha fazlası kurumun geri dönüş defterine yazılabilir. Bu nedenle Ar-Ge projelerinin durdurulması sadece firmanın 3-4 yıl sonraki yeni ürünlerinin kalitesinin düşmesine neden olur. Türkiye'de Ar-Ge'ye harcanan her 100 liranın 24'ü firmalardan çıkıyor. Bu rakam Slovenya'da 75, İsveç ve İsviçre'de ise 74. Kamu ve üniversitede yapılan Ar-Ge çalışmalarının krizden daha az etkileneceği öngörüsünü yaparsak, Türkiye'deki firmaların dünyadaki diğer akranlarına göre krizden nispeten daha az etkileneceğini de söyleyebiliriz. Peki kriz sırasında ne olacak? Krizin süresi uzadıkça Ar-Ge yapan kurumlar küçük çaplı refleksler geliştirecek, ancak bunların geçici ve bölgesel olması ihtimali daha yüksek. Onlar için büyük bir gider olmasa da tasarruf tedbirlerinden Ar-Ge kaynaklarının da kısmen etkileneceğini düşünüyorum. Ar-Ge yatırımları yeniden yapılandırılacağı için daha önce beraber çalışmayı reddeden firmalar bile ister istemez bu rekabet ortamında krizin etkilerini azaltmak adına imece Ar-Ge süreçlerine girecektir. Sonuçta Ar-Ge bir şirket kültürüdür. Geleceğe yatırım yapan, yenilikçi düşünen beyaz yakalı yöneticiler, krizde sırf Ar-Ge faaliyetlerine son vermekle şirketlerini kurtar(a)mayacaklarını bilirler. |
|
|
Saturday, 22 November 2008 |
Cep telefonundan sonra hayatımıza giren en önemli yenilik LVM + RAID olsa gerek. Bilgisayarında yüksek performans ve kararlılık isteyenlerin ilk bakmaları gereken yapı bu olmalı. Geçtiğimiz hafta kök dizini yanlış planlama yüzünden dolmaya yüz tutmuş bir makine son nefesini verirken "açılın, ben doktorum" diyerek ortaya atılmadan önce, bu güzel teknolojiyi tanıyor, ancak güzelliğini uzaktan seyrediyordum. Hata etmişim. Problemi yukarıda söyledim. Ancak çözüm bu kadar kolay mıydı? 4 diskin oluşturduğu kümeye 5. diski eklemek ne kadar sürecekti? Bunun için diskin öncelikle fiziksel kümeye tanıtılması, sonra küme grubuna aktarılması gerekiyordu. Bu işlemden sonra ise mantıksal kümede bulunan kök dizinine eklenecekti. Şimdiden araştırmalar dahil 2-3 saate hazır olmak gerekti. Diski taktıktan sonra ilk gereklilik olan fiziksel küme oluşturmak oluşturmak için ilk komutumuzu verdik: pvcreate /dev/sda3 Küme grubu oluşturmak için vgcreate komutu kullandık. Aşağıda belirtilen "yenidisk", oluşturulan küme grubunun adı. vgcreate yenidisk /dev/sda3 -s 32768 Sırada işletim sisteminin kök dizinine eklediğimiz küme grubunu ekliyoruz. Aşağıdaki örnekte VolGroup00, halihazırda LVM için kullandığımız küme grubunun adı. Bu isim kurulum sırasında Red Hat tarafından verildi, biz de değiştirmedik. vgmerge VolGroup00 yenidisk Sonra da öğrendim ki kök dizinini genişletmek için sistemde en az 2.6.13 çekirdek bulunması gerekiyor, zira ext3'ün yeniden boyutlandırma desteği sadece bu sürüm ve üzeri çekirdek tarafından veriliyor. Elimizde bulunan Red Hat Enterprise Linux 3 versiyonundaki çekirdek sürümü 2.6.9 olduğu için sistemi Fedora Linux 9'un kurtarma CD'si ile açmamız gerekti. Kurtarma CD'si ile sistem açıldı, CD otomatik olarak LVM diski gördü ve sisteme bağladı (mount). Hemen bir kabuk ortamı başlattım. Yeniden boyutlandırma işlemi için resize2fs'i kullandım. Bu komutun sonunda yer alan "540G", 5. disk eklendikten sonra kök dizininin alması gereken nihai boyut. resize2fs /dev/Volgroup00/LogVol00 540G Bu arada yeniden boyutlandırma sadece ext3 dosya sistemini genişletiyor. LVM'in de genişletilmiş dosya sistemi üzerinde çalışmasını sağlamak için lvmextend komutu kullanılıyor: lvmextend -L+100G /dev/Volgroup00/LogVol00 Hepsi bu kadar. Toplam süre yaklaşık 3 saat, duyulan keyif ise paha biçilemez. |
|
|
Uygulama kodunun açık olmasının krize etkisi |
|
Wednesday, 12 November 2008 |
|
Kodun açık olmasının krizi atlatmadaki etkisinin neden önemsiz olduğunu bu sayfada, önceki notumda açıklamıştım. Ancak hala bazı şirketler özgür/açık kaynak kodlu yazılımları kriz fırsatı olarak görüyor. Bu durum beklentilerini yüksek tutan, maliyetleri sırf Ö/AKK yazılım kullandığı için çok çok aşağıya çekmeyi planlayan ya da düşünen firmaların önünde ciddi bir risk unsuru oluşturuyor. Tahmin ettiğim gibi Red Hat'ten sonra Sun Türkiye de kervana katıldı ve bu adresteki açıklamasıyla özgür/açık kaynak kodlu yazılımların değerini anlamadığını, sadece maliyet avantajı sağladığına yönelik sanrısını yineledi. "Devletin özgür yazılımlara destek vermesi gerekiyor" derken açık standartlardan bahsetmeyerek, daha da kötüsü bundan bir ay önce Sun ve Intel işbirliği ile yapılan Ankara'daki organizasyona kamu kurumundan bir tane bile konuşmacı dahil etmeyen Sun, Ö/AKK yazılımlar konusunda takındığı tavrın özü ile ilgili aklımızda soru işaretleri oluşturdu. Sun'a OpenOffice.org projesi için verdiği katkılara her zaman teşekkür ediyor, ancak sayın Özhan Toktaş'a, beyanat verirken firmaların yanılgıya düşürmelerinin sektörü zarara uğratabileceği uyarısını da yapıyoruz. |
|
|