Home
Görkem Çetin
10 adımda Linux
Saturday, 08 November 2008
Bu yazı, Linux'u öğrenmek isteyenleri en kolay, en basit adımlarla hedefe doğru götürmek için hazırlanmıştır. Linux eğitim malzemesi ya da kılavuzu değildir. Naçizane önerim, aşağıdaki maddeleri uygulamaya geçmeden önce Linux, özgür yazılım, açık standartlar gibi kavramları öğrenmekle başlamanızdır. Bu bilgiler daha ileride yol gösterici olacak, Linux bilgisi olan kişilerle konuşurken konuya hakim olmanızı sağlayacaktır. Hemen her seminerde temel kavramlardan bahsedilirken yabancılık çekmeyecek, Linux felsefesini ve özgür yazılımların getirdiği avantajları detaylarıyla bileceksiniz.

1. Bir Linux dağıtımı seçin

Masaüstünde kolayca Linux kullanayım, aynı zamanda bazı web servislerini vereyim, ayrıca C/C++ bilgimi geliştireyim derseniz, Pardus ya da Ubuntu / Kubuntu'yu öneririm. Her iki dağıtım da fonksiyoneldir ve kurduğunuz anda çalışılabilecek bir ortam sağlar. Eğer telefonla ya da e-posta ile ulaşabileceğiniz bir arkadaşınız varsa, onun kullandığı dağıtımlardan birisi size hız ve zaman kazandırabilir. Linux Kullanıcıları Derneği'nin Linux dağıtımları kılavuzu, Pardus ve Ubuntu dahil pek çok dağıtımın artılarını ve eksilerini gösterirken yeni başlayanlar için güzel bir referans kaynak sunar.

(Not: hem Pardus, hem Ubuntu kullanıyorum).

2. İlk adımları atın

Makinenize Linux'u kurarken Vmware ya da Virtual PC gibi bir uygulamayı kullanmamanızı öneririm. Bilgisayarınızda arada bir açacağınız bir Windows olabilir, ancak aynı anda her iki işletim sistemini çalıştırmak, zorlandığınız noktalarda Windows'a geçerek kolaya kaçmanıza, Linux masaüstünü hakkıyla öğrenmemenize yol açar. Dolayısıyla ilk kural: Masaüstünde sadece ve sadece Linux olsun.

Ardından, sanki hiç plan yapmamış gibi bir kaç gün boyunca masaüstünde gezinin. İnternetteki temel kaynakları (Pardus için burası ve burası; Ubuntu için burası ve burası) okumaya başlayın. Ardından yavaş yavaş aşağıdaki adımları gerçekleyin:
 
  • Bolca paket indirin, sürekli uygulama kurun, çalıştırın ve deneyin. Pardus ve Ubuntu'da onbinlerce paket var, tümüne aşina olmak belki olası değil ama ne kadar çok deneme yaparsanız o kadar deneyim kazanırsınız. Linux'un paket indirme ve kurma mantığı alışkın olduğunuz işletim sistemlerinden biraz farklıdır. Zamanla hangi uygulamaların işinize daha çok yaradığını, hangi uygulamaların birbirine bağımlı olduğunu öğrenip beceri kazanmak mümkün olacaktır.
  • Eski alışkanlıklarınızı Linux'a aktarın: E-postalarınızı Linux altında okuyun, Kopete ya da Pidgin gibi uygulamalarla MSN, Yahoo ve Gtalk hesaplarınızı kullanın.
  • Müzik / DVD / VCD uygulamalarını kullanın. Kodeklerle haşır neşir olun.
  • Masaüstünde gezinin. Dosya sistemi organizasyonunu öğrenin. Grafik arayüz konfigürasyon dosyası, açılış betikleri ve genel parola veritabanının yerini ezbere bilin.
  • Eğer konsoldan sistemi yönetmeye meraklıysanız bilgisayarda hangi süreçler (process) çalışıyor, işlemcinin özellikleri nedir, ne kadar bellek var gibi soruların yanıtlarını konsoldan öğrenmenin yollarını bulun.
  • Harici aygıtlar (USB disk, CF disk, yazıcı vb) bulun, bunları Linux'a tanıtmanın ve Linux altında kullanmanın yol ve yöntemlerini öğrenin.

(Not: Ofis yazılımı olarak OpenOffice.org, e-posta programı olarak Thunderbird, müzik çalıcılar için Amarok ve Last.fm kullanıyorum)

3. Microsoft ürünlerini arkanızda bırakın

Linux kullanmaya başladıktan sonra harcadığınız emeğe bağlı olarak ilk bir kaç gün ya da hafta zorluk çekebilirsiniz. Bu sürede geriye dönme dürtüleriniz olabilir. Unutmayın ki aradığınız pek çok sorunun yanıtı zaten Linux'ta var, önemli olan bunları bir kez doğru şekilde çözebilmek. Aşağıda tanımlanan 4. ve 5. maddelerde (forum ve e-posta listeleri) belirtilen kaynakları kullandığınız ölçüde giderilmeyecek bir problem yoktur.

4. Forumları kullanmayı öğrenin

Internetteki en muazzam bilgi kaynaklarının başında forumlar geliyor. Her forum kendi içinde bir kaç kategoriye ayrılmış durumda. Forumlara üye olduktan sonra sorularınızı gönderebilir ve ilk yanıtların bir kaç saatte geldiğini görebilirsiniz. İnternetteki Türkçe forumlar arasında en çok bilinenleri Özgürlük İçin forum, Pardus Linux forum, Ubuntu Türkiye forum ve Lapis forum. İngilizce forumlardan Linux questions, Linux forums, Nixcraft ve Ubuntu forums önerilebilir.  

5. E-posta listelerini takip edin

Türkiye'deki çoğu Linux uzmanı bir e-posta listesine üyedir. Bu kişilerin tamamını bulmanın en kolay yolu da, listelere üye olup soru sormaktır. Listelere üyelik kurallarını da göz önüne alarak, sorunuzu listeye açık ve anlaşılır şekilde gönderin. Türkiye'deki belli başlı Linux ve özgür/açık kaynak kodlu yazılım listeleri Pardus ve LKD liste sunucularında koşmaktadır.

6. Elinizin altında bir kaç kitap olsun

Linux öğrenmeye başlarken kitaplar, kılavuzlar ve yazıcı çıktıları arkadaşınız olacaktır. Elinizi kirletmeden önce internetten bulabileceğiniz kaynakları, Türkiye'deki yayınevlerinden çıkan kitapları temin etmenizi öneririm. Bunları evde, işte, boş zamanlarınızda, yatmadan önce okuyun. İlk bir hafta zamanınızın %60'ını okumaya, %40'ını da pratik yapmaya ayırın. Daha sonra pratik süresini kademeli olarak artırın.

Türkiye'de yayınlanmış Linux konulu kitapların (tam olmayan) bir listesine www.linux.org.tr/linuxkitaplar.html adresinden ulaşabilirsiniz.

7. İnternetteki kaynakları takip edin

Herhangi bir sorunda ilk başvuracağınız yer Google olmalı. Anahtar kelimelerle arama/tarama yapmak, çoğu zaman bir sorun karşısında hayat kurtarır. Örneğin Pardus'ta yazıcınız çalışmadıysa "pardus yazıcı sorun" kelimeleriyle, Ubuntu altında MP3 dosyalarını dinleyemiyorsanız "Ubuntu MP3 codec problem" yazarak Google'dan çözümü isteyebilirsiniz. Genellikle yaşanan problemler zaten yüzlerce kişi tarafından bilinen ve çözümü olan sorunlardan oluşacağı için daha ilk sayfada, hatta ilk satırlarda hatayı bulup çözüme ulaşmak işten bile değildir.

Her gün Linux haberleri yayınlayan, tecrübelerini paylaşan, yeni bir uygulamayı, ürünü tanıtan yüzlerce web günlüğüne üye olup günlük konuları ayağınıza kadar getirebilirsiniz. Google Reader kullanarak RSS/ATOM bağlantılarını okuma listenize eklemenizi öneririm. Bu sayede her sabah Firefox'u açtığınızda tek bir noktadan belli başlı Linux haberlerine ulaşmak, dünyadaki Linux ve özgür/açık kaynak kodlu yazılımların gelişimini takip etmek mümkün olur. Bir kaç örnek RSS bağlantısı (bunları kopyalayıp Reader'a ekleyin):


(Not: Aktif olarak Google Reader kullanıp Linux dünyasındaki gelişmelerden haberdar oluyorum)


8. Linux deneyimlerini yazdığınız bir günlüğünüz olsun

Kendi web sayfanızı, kendi günlüğünüzü tutun (öneri: blogspot.com üzerinden bir web günlüğü açmak sadece bir kaç dakikanızı alır). Yaptıklarınızı belgeler halinde yazıp web sayfanızdan yayınlayın. Çok kısa sürede bunların ne kadar çok insan tarafından indirildiğini, ne denli ilgi gördüğünü şaşıracaksınız.

9. Yarı zamanlı bir Linux işiniz olsun

Yeni teknolojileri zorlanmadan, kişisel sınırlarınızın ötesine geçmeden öğrenmek her zaman mümkün olmuyor. Yarı zamanlı, ya da evden çalıştığınız bir işiniz olursa Linux'u öğrenmeniz iki kat hızlanır. LKD'nin Linux-İK listesine üye olarak gelen eleman alım taleplerini takip edin. Bir kaç haftada, karşınıza çıkan soruları çözerken aslında ne kadar çok bilgi ile donandığınızı göreceksiniz.

10. Kendi projenizi oluşturun

Linux öğrenirken bir hedefiniz olsun. Eğer yarı zamanlı bir işiniz yoksa, kendi projenizi kendiniz oluşturun. Evinizde ADSL / kabloNet hattı varsa, kendi ev ağınızı kurmakla işe başlayabilirsiniz. Sırasıyla Linux makineniz üzerinde Apache, MySQL, PHP kurduktan sonra bir içerik yönetim sistemi (örneğin Joomla) çalıştırın, ardından Postfix ile e-posta servisi vererek Squirrelmail ile uzaktan e-postalarınızı okuyun. Güvenliği artırmak için bir güvenlik duvarı kurup, kullanılmayan portları kapatın. Son olarak evinizde mevcut bir başka Windows bilgisayar üzerindeki dosyaları Linux'a, Linux altındaki dosyalarınızı da Windows'a paylaştırın.

Bu bahsettiğim servisler, Linux'un en yaygın kullanılan hizmetlerini içeriyor. Dolayısıyla internet kaynaklarını da kullanarak bu hizmetleri evinizde verebiliyorsanız, Linux sistem yöneticiliğine ilk adımı atmış olursunuz! :-)

SON SÖZ

Unutmayın, Windows kullanırken de aynı zor yollardan geçtiniz. Linux aslında öcü değildir, bilakis kolay bir işletim sistemidir. Linux'u sürekli kullanacak olan sizler, sadece biraz zaman ayırıp onun dilini anlamakla hayatınız boyunca hiç bırakamayacağınız bir ortama girebilirsiniz.

 
Savunma sanayinde açık yazılım ve açık standart fırsatları
Wednesday, 05 November 2008

Bu yazı Savunma ve Havacılık Dergisi'nin Ekim 2008 sayısında yayınlanmıştır.

Yazılımın açık olmasından daha önemli bir konu standartların açık ve erişilebilir olmasıdır. Erişilebilirlikten kasıt, bu standartların her an takip edilebilmesi, katkı verilebilmesi ve gerektiğinde ülke ve savunma sanayi menfaatine daha çok uyacak maddelerin standarda yerleştirilerek, aykırı olabilecek durumların önceden tanımlanıp engellenebilecek şekilde çalışma ve gerekirse lobi yapılması şeklinde özetlenebilir.

Açık yazılımların amiral gemisi Linux, sadece açık bir ortam ve geliştirme açısından bağımsızlık değil, gerçek zamanlı işletim sistemi (RTOS) platformu da sunuyor. Kimi zaman 8 Mb’ın altında çalışabilme yeteneği sayesinde firmalar kendi RTOS’larını geliştirmek yerine Linux’tan faydalanıyor. Ancak Linux’un hem TB’lar mertebesinde depolama alanları olan sunucular, hem de oyun amaçlı masaüstü ortamlarda da kullanıldığını göz önüne alırsak, yaklaşık 150 Mb tutan ve 6 milyon satırdan oluşan çekirdeğini RTOS haline getirmek, ya da bunun bakımını yapmanın ne kadar zor olduğu anlaşılabilir. Bu gibi durumlarda hazır RT Linux çözümlerinden birisini edinip kullanmak ya da açık standart ve açık kaynak kodu olmak şartıyla ticari RT Linux seçeneklerine yönelmek olası.

Geçmişte, Linux ve dolayısıyla RT Linux’a yönlendirilen en önemli eleştiriler, bu yapının karmaşık olduğu ve yüksek satır sayısı ile öğrenmenin zor olduğu yönündeydi. Öte yandan telif hakları ile ilgili bulanıklık ve kaynak kodun açık olmasının getirdiği güvenlik endişeleri de mevcuttu. Son yıllarda özellikle standartların (STANAG-4586, OACE vb) doğrudan ya da üstü kapalı şekilde Linux’u işaret etmesi ve bu standartların Linux dışında bir yöntem ile karşılanmasının oldukça güç olması nedeniyle NATO ve Amerika Savunma Bakanlığı’nın çözümlerinde Linux kullanmak teşvik ediliyor.

Bu gelişmelerin yanında, Open Architecture Computing Environment (OACE) category 3 uyumlu RT işletim sistemlerinden birisi de Linux olunca, 21. yüzyılda üretilecek tüm suüstü savunma araçlarının temelini oluşturması bekleen DDG-1000 Zumwalt sınıfı Amerikan destroyerinde Linux kullanılmasına karar verildi. Gerçek zamanlı Linux işletim sistemi, DDG-1000’in pek çok yerinde, örneğin DAP (Distribution Application Processor) adı verilen ve geminin tüm anahtar işlemlerini yürüten sisteminde tüm temel işlevleri yerine getiriyor. Bir DAP, örneğin füze fırlatma rampasında, geminin motor sistemlerinde ya da telsiz aygıtlarında kullanılabiliyor. DDG-1000 üzerinde Linux’un kullanıldığı bir başka yer ise MGK 57 dikey fırlatma sistemi (VLS).

Kimi zaman askeri sistemlerde daha düşük maliyetli ve daha az karmaşık işletim sistemleri kullanmak gerekebiliyor. Bu durumda, tam kapsamlı bir bellek yönetimi, geniş bir I/O servis yapısı, kullanıcı yönetimi gibi kapsamlı hizmetleri olan Linux bir çözüm olmayabilir. Ancak özellikle son zamanlarda bu tür zayıf işletim sistemlerinden, son 10 yıldır teknik beceri, güvenlik ve güvenilirlik alanında atılım yapmış Linux’a kayış göze çarpmaktadır.

R-Gator robotu, yukarıda saydığımız avantajları kullanan bir rörnek. 658cc’lik, dizel motoru olan cihazda, kontrol, navigasyon ve nesnelerle iletişim işlemlerinin tamamı Linux ile yapılıyor. Bu akıllı UGV, yakınında asker olmadığı durumlarda taşıyıcı ve alan savunma unsuru olarak görev yapabiliyor. İçerdiği gerçek zamanlı işletim sistemi ile GPS noktalarını takip ederek daha önce öğretildiği işlemleri sırasıyla tekrar edebiliyor. R-Gator içinde, Lynxworks’un Bluecat Linux 2.6 sürümü var. Çekirdek açık kaynak kodlu, öte yandan üzerinde geliştirilen yazılımlar da Linux uyumlu olarak, açık POSIX standartları ile geliştirildi.

Bugün pek çok askeri uygulama sayısız farklı donanım ve sistem üzerinde çalışıyor, bunların her birisinin de farklı güvenlik seviyeleri var. Bu tür çok güvenli, güvenli ve açık uygulamaların her birisi kendine özgü güvenlik ortamında, belirli bellek ve işlemci atamasıyla çalışmak durumunda olabiliyor. Linux’un bu alandaki çözümü ise bölümlendirme ve sanallaştırma. Bu sayede aynı platform üzerinde birden fazla işletim sistemi çalışabiliyor. Sanal işletim sistemlerinin her birisi, aynı donanım ya da ağ üzerindeki farklı bir makineden izlenebiliyor ve gerektiğinde müdahale edilebiliyor. Donanımın özelliği nedeniyle tüm sanal makinelerin erişebildiği RAM bölgeleri tam izole koşuyor, bu sayede güvenlik sağlanıyor ve bir sanal makinenin diğerini etkilemesine izin verilmiyor. Elbette satın alma, işleme ve yönetim maliyetleri de önemli oranda azalıyor.

Bağımsız araştırma şirketi VDC’nin raporuna göre, Linux’un gömülü sistemlerde büyüme oranı 2006-2009 yılları arasında cep telefonlarında %16.9 iken, aynı dönemde savunma ve havacılık sektöründe bu rakam %13.3 olmuş. Dolayısıyla gömülü sistemler için savunma ve havacılık sektörü en çok büyüyen ikinci pazar olarak tanımlanıyor.

Geliştiriciler için de Linux, özellikle gömülü ortamlarda daha fazla olanaklar sağlıyor. Kaynak kodun erişilebilir olması, SDK ve API’lere ulaşmanın kolaylığı, yazılım geliştirmeyi kolaylaştırıyor ve kontrolü artırıyor. Kapalı ortamlarda ise bunun tam tersi durum söz konusu: sadece firmanın size verdiği kadarıyla yetiniyorsunuz. Geliştirme yapmak, SDK’ya yeni bir eklenti yazmak, istek üzerine özellik geliştirmek kimi zaman zor, hatta imkansız.

Linux’a dayalı gerçek zamanlı işletim sistemlerini kullanırken, satın alırken ya da geliştirirken kimi kurallara dikkat etmek gerekli. Öncelikle, geliştirici ticari bir ürün hazırlarken, özellikle bu ürün gömülü bir noktada çalışacak ise, çoğu zaman internetten indirilen bir Linux paketi işe yaramayacaktır. Bu amaçla geliştirilen özel (kimi durumlarda ücretli), ancak açık kaynak kodlu Linux çözümlerini kullanmak gereklidir. Sadece Linux çekirdeği değil, beraberinde çalışan uygulamalar, özellikle donanıma özgü sürücüler, araçlar ve derleyici ortamı derken tek bir gömülü sistemde çalışması beklenen ve birbirinden bağımsız yazılımların sayısı 20 ile 100 arasında değişebilir. Tüm bu bileşenleri birlikte çalıştırmak da ayrı bir mühendislik konusudur, dolayısıyla daha önce çalıştığı bilinen çözümlere yönelmek pek çok noktada hem zaman, hem de maliyet kazancı olarak geri döner.

Donanım desteği konusunda da inceleme yapılmalıdır. Bir gömülü sistem geliştirme projesinde hem yazılım, hem de donanım birbiri ile içiçe geçer. Etkin bir gerçek zaman ortamında, gerçek zaman davranışlarının, diğer Linux özelliklerini ezmemesi gerekir. Örneğin, 20 ms’nin altında bir hedefe ulaşmak amacıyla belirli donanımlarda çalışma özelliğini silmek, POSIX API uyumluluğu kaldırmak, veya Linux 2.6 çekirdeğinin çağrılarının bir kısmını desteklemek, gidilen bir yöntem olmamalıdır. Bazı firmalar, gerçek zaman özelliklerini sağlayabilmek için çeşitli giriş/çıkış sürücülerini bile değiştirmiştir.  

Linux altında yazılım geliştirirken çeşitli kısıtlamalarla karşılaşmak mümkün. Her ne kadar kararlı, güvenilir bir geliştirme ortamı için seçilen dillerin başında Java geliyor olsa da, zaman kritik noktalarda iki dil yaklaşımı gittikçe önem kazanıyor. Java, daha karmaşık, dinamik ve sistemler arası süreçlerin kontrol edilmesinde kullanılırken, düşük seviye fonksiyonların gerçeklenmesi, protokol yazımı ve cihazlar arası haberleşme için C’ye başvuruluyor. Öte yandan son zamanlarda gerçek zaman Java teknolojilerinin gelişmesiyle, C’ye bağımlılığın azalması da gündemde.

Son zamanlardaki teknolojik gelişmelerin ışında, savunma sanayinde yaşanan atılım ve inovasyonun Linux ve açık kaynak kodlu yazılımlarla desteklenmesi sayesinde tamamen kendi ihtiyaçlarımıza göre yerli mühendilislikle ürün geliştirmek, bu sayede üçüncü kişilerin denetim ve kısıtından kurtulmak, ürünleri daha ucuza geliştirmek ve yan sanayiyi teşvik etmek mümkün. Bu yolda ilerlerken yukarıda belirttiğim konulara dikkat etmek, lisanslama konusuna ayrıca özen ve önem göstermek, kullanılan standartların açık ve geliştirilebilir olmasını sağlamak gerekiyor.

Görkem Çetin

 
OpenOffice.org 3.0 çıktı
Monday, 13 October 2008
OpenOffice.org'un 3. büyük sürümü çıktı. Bu sürüm yine %100 OpenOffice.org Türkiye eliyle %100 Türkçe. İndirmek için www.openoffice.org.tr , teşekkür etmek için bilgi [at] openoffice org tr. ;-)
 
Destekler kırpılıyor mu?
Tuesday, 02 September 2008
Bu yazıyı kaleme alırken, etrafta özel sektör AR-GE projelerine verilen desteklerin azaltıldığına yönelik çok ciddi açıklamalar vardı. Yazı, bu açıklamaların doğru olduğu kanısıyla yazılmıştır.

Türkiye'deki AR-GE yasalarının geçmişi 8-10 yılı ancak buluyor. TÜBİTAK, bir kaç yıldır TEYDEB ve çeşitli kanallarla hem KOBİ, hem de büyük firmalara “benim kurallarıma göre AR-GE yaparsanız, sizi desteklerim” diyor. Bu desteğin miktarı da küçük firmalarda %75'e, büyük firmalarda ise %60'a kadar çıkıyor. Ek olarak, üniversite-sanayi işbirliğini artırabilmek adına doktoralı elemanlar %100 oranında destekleniyor.

Ancak geçenlerde kulaktan kulağa yayılan, şimdi de Türk.İnternet.com tarafından gündeme getirilen, (benim de uğraşmama rağmen) yetkililer tarafından hala doğrulanmayan bir habere göre, TEYDEB bünyesindeki sanayiye yönelik AR-GE destek programlarının hibe oranları düşürülüyor. Oranları düşen programlar arasında işini yeni kuranlara yönelik 1508 TEKNOGİRİŞİM, üniversite-sanayi işbirliğinin belkemiği ve üniversitelere büyük faydalar sağlamış 1501 Sanayi Ar-Ge projeleri destekleme programı da var. Hibe oranları 1501'de %20'ye, 1508'de ise %50'ye kadar çekiliyor.

Şimdiye kadar pek çok firma ürünlerini geliştirirken bu hibelerden faydalandı. Araştırma-geliştirme ve yenilik faaliyetlerine AR-GE bileşenleri ekleyerek hem rekabet avantajı kazandı, hem de kurumlarının sürekliliğine katkıda bulundu. Her ne kadar başta yazılım olmak üzere AR-GE yapan firmalar yurtiçinde rekabet koşullarıyla savaşmıyor olsalar da, TEYDEB her zaman fakirin umut kapısı oldu. Bir kısmı TEYDEB sayesinde dünyaya açıldı, yeni pazarlar keşfetti, muazzam istihdam sağladı.

Ancak AR-GE destekleri oldukça kısa bir döneme sıkıştığı için, veri toplamak da henüz mümkün olmadı. Aslında tek neden bu değil; TEYDEB kendi içinde istatistiklerini tutuyor, ancak yaptığı yardımların dolaylı getirisini henüz gözlemlemiş değil. İnovasyon zaten AR-GE'nin olmazsa olmaz bileşeni olarak nitel ve nicel açıdan ölçülmesi hala en zor kavramlardan birisi. Dolayısıyla elimizde Türkiye'deki AR-GE sonuçlarına ilişkin somut çıktılar mevcut değil (bu alanda yapılan tek tük bir kaç araştırmayı tenzih ederim (1), (2)).

AB Çerçeve projeleri, TEYDEB, CELTIC, EUREKA projeleri yazmış ve pek çoğunu başarıyla bitirmiş bir kişi olarak, hal böyle iken, verilen AR-GE desteklerinin sonuç ve etkileri bilinmeden, üzerinde yorum yapılabilecek kadar veri toplanmadan, üniversite-sanayi işbirliğinin henüz kıyısında bir noktada, tam da inovasyon meyvelerini yemek üzereyken hibelerin anlamını, değerini yitirecek bir noktaya çekilmesine neden olacak şekilde kırpılmasını, sanayicinin “bu kadar hibe alacağıma AR-GE yapmam, hiç olmazsa kendi kurallarımla oynarım” diyecek noktaya getirilmesini, en hafif tabiriyle sorumsuzluk örneği olarak addediyorum.

Son 7 yılda TTGV ve TEYDEB'in gelmiş olduğu başarıların bir çırpıda silinip atılması işten bile değildir. Haberler doğru ise en kısa zamanda bu hatadan geri dönülmesi gereklidir.

 

 
Uluslararası network
Tuesday, 02 September 2008
Bilgi Çağı dergisi, geçtiğimiz aylarda "uluslararası networklerde yer alan 6 Türk" başlığıyla doyurucu bir röportaj serisi gerçekleştirdi. Özellikle AB projelerini takip etmek isteyenlerin, uluslararası projelere nasıl dahil olabileceklerini, yeni iş fırsatlarını nasıl değerlendireceklerini anlatan yazıyı şiddetle tavsiye ediyorum. Bahsi geçen isimler aslında hemen hemen tüm AB çalıştay ve proje toplantılarına birlikte giden, bu nedenle oldukça sağlam bir uluslararası ağa sahip grubun üyeleri. Hatta bir kısmımız, birbirini toplantıda görmeyince "başına bir şey mi geldi?" diyecek kadar, toplantılarda yüzlerine aşina olduğumuz, hep aynı otellerde kalan, aynı uçakla seyahat eden insanlar.

Gelelim metnin içeriğine. Yazı içinde herkes kendi önerilerini yazmış, öte yandan metnin tümünü okumak istemeyenler, yazının sonuna gidip "başarılı network için yapılması gereken 11 şey" başlığıyla konunun özünü kavrayabilir. Kısaca kendi fikirlerimi yazıda belirtmişim, ancak konu içinde verilen genel bilgilerle röportaja yanıt olarak verilen bilgilendirmeler o kadar karıştırılmış ki, buradan kısaca ne söylemeye çalıştığımı madde madde yeniden yazayım.

  • Ne yaptığınızdan ziyade ne söylediğiniz önemlidir. Firmasında olup bitenlerden bihaber olanın, yeni proje alabilmesi olası değildir

  • Kendinize mutlaka bir artı değer yaratacak, katma değerinizin olduğunu gösterecek alanı yaratın. Sosyal sorumluluk projeleriniz, yeni AR-GE yatırımlarınız, başlatılan ulusal bir proje söze başlatır; gerisi zaten kendiliğinden gelir.

  • Çalıştaylar, genellikle kısa sunumlar şeklinde geçer. Her sunum arasında konuşmacıyı sıkıştırıp yüzünüzün eskimesini sağlayın. Bir sonraki toplantıda konuya daha kolay girmenize yardımcı olur.

  • Her fikrin bir özetini yazın, daha ileride sunumu yapan kişi ile sunum konusu arasında bağlantı kurun, hatta gerekirse kısa bir teşekkür ve tanışma mesajı gönderin.

  • Yanınıza yeterli sayıda kart almayı unutmayın.

  • “Follow-up” takibini düzenli yapın, bir AB projeleri kişi ve kurumlar portföyünüz olsun.


Merak edenler için; bir sonraki AB 7. çerçeve proje toplantısı, 25-27 Kasım tarihleri arasında Fransa'nın Lyon şehrinde yapılıyor. Biz yine, yeniden oradayız.
 
Claros project in riatalks.com
Wednesday, 16 July 2008

Claros project will be giving a seminar about features, technology and roadmap of Claros inTouch 2.0, an ajax webmail with calendar, notes, RSS, instant messanger and webdisk modules during Riatalks.com . Conference will takeplace in Bahçeşehir University (Istanbul, Turkey) between 8-9 August, 2008. Registration is free of charge, so we kindly invite you to this marvellous event.

 
Steal this book!
Tuesday, 22 July 2008

I really would not forecast that I'd be one of the authors of Hacking Exposed Linux as I was reading its very first edition... ISECOM has done a great job to manage 30+ Linuxy, geeky and sneaky professionals to finish up a huge, open and collaborative project. This book is a completly new rewrite for hacking and securing your Linux box.

 
Now GO GRAB YOUR COPY from Amazon.com
 
 
Late night news
Saturday, 28 June 2008
It has been some time I am lagging to update this site, however instead of writing long paragraphs, I happen to find Facebook , microblogging and blog consuming/sharing a lot more interesting. Especially you may want to add the last link to your RSS feed reader in case you are interested in open source world.
 
MEB'in açık yazılım müfredatı
Wednesday, 04 June 2008
MEB'in Mesleki Eğitimi Geliştirme Programı çerçevesinde, bir süredir üzerinde çalışılan "Açık Yazılım" dersi müfredatı öğretmenlere aktarılıyordu. Pardus'a yönelik hazırlanan müfredat kısmen hazırdı. Ancak pek çok öğretmen bilgi eksikliği nedeniyle derslere giremedi, girseler de yoğun bir eğitim programı sunamadı. Dolayısıyla dersler verimli geçmedi.

Şimdi, seçilecek 75 öğretmen, proje kapsamında 3 aylık eğitim alacak ve formatör öğretmen ünvanı ile Şubat ayından itibaren 500'den fazla lise öğretmenine bildiklerini anlatacak.

Eylül'ün başında başlayacak bu uzun soluklu eğitim programı için en az 3 eğitmenin çalışması öngörülüyor. Eğitimciler belirli bir süre ile formatör öğretmenleri eğitecek ve Linux/açık yazılımların MEGEP (Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi) çerçevesinde İstanbul ilinde bir pilot bölgede başlatılması sağlanacak. Örgün öğrenci eğitimlerinin ise 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında başlayacağını şimdiden müjdeleyebiliriz.

Bu notu neden gönderdiğime gelince - konu ile ilgilenenlerin ve İstanbul'da ikamet edenlerin bana CV göndermelerini rica ediyorum. Eğitimciler, azami 13 kişilik salonlarda, keyifli bir ortamda Linux bilgilerini öğretmenlere aktaracaklar. Eğitimlerin akşam saatlerinde yapılacağı düşünülürse, iş çıkışı bu projede yer almaları da gayet mümkün.
 
52 milyon öğrenci Linux ile tanışıyor
Saturday, 26 April 2008

Haber, Brezilya'dan. Bu latin ülkesinin Eğitim Bakanlığı, 52 milyona yakın öğrencinin (Brezilya'nın nüfusu ne kadar ki?) masaüstünde Linux kullanmasını onaylar ve  Debian temelli Linux Educational 2.0 sürümünde karar kılarak projeyi başlatır. Şimdiye kadar 29.000 laboratuvara bu sistem kurulur. Hedef ise 52000 laboratuvar!

Bu adresten de görebileceğiniz üzere, tek sunucu başına 7 öğrencinin aynı anda çalıştığı 7 terminal mevcut. Bir diğer farklı laboratuvar yapılandırması kablosuz ağ destekleyen, daha hafif, daha düşük işlemci gücüne sahip sistemleri öngörüyor.

Brezilya Eğitim Bakanlığı, bu adrese hem müfredatı hem de kullanılan yazılımı aktarmış. Bakanlık yetkilileri, yayınladıkları içeriği hem Latin Amerika, hem de dünyadaki diğer benzer bakanlıklarla paylaşmaya ve genişletmeye hazır.

Aslında projenin başlangıcı 2007 yılına doğru uzanıyor. Bir haberde , Brezilya Eğitim Bakanlığı'nın üzerinde 90.000 Linux yüklü bilgisayar aldığı bilgisini okumuş, velhasıl kelam üzerinden zaman geçince ben de konuyu takip etmemiştim. Şimdi iki haber mantıklı bir çerçevede oturmuş oldu.

Biraz klişe olacak ama  - darısı bizim başımıza.

 
Trusted computing @CCGrid 2008
Sunday, 03 February 2008

CCGrid 2008 is the eigth in a series of successful international symposia and for the first time will take place in Lyon in in France. Within this conference, there's a call for tutorials section in which Bora and I will be presenting a tutorial "Trusted virtualization and trusted security" which will cover and demonstrate 1) Introduction to trusted computing, 2) Trusted virtualization and 3) Relation with existing grid security approaches. We'll be presenting a 3-hour tutorial on 19th of May, 2008 between 08:00 - 11:00 (!). See you there, in case you are interested.

 
<< Start < Prev 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Next > End >>

Results 25 - 36 of 116